bir arkadaşım geçen gün iletisine 'köklü değişikliğin diğer adı' diye beni yazmış.
aslında bunun bana bir gönderme mi ya da dışarıdan birinin beni böyle görmesi olarak mı algılamayım bilemedim. hayatım özellikle belli dönemlerinde monoton bir hal alması. çoğu zaman da bunu değiştirmek için herhangi bir şey yapmamam bir özeleştirim aslında.
eski şeyleri de öyle kolay atamadığımı da bu sorgulamaları yaparken farkettim. ne olursa olsun kimseye karşı kin besleyemiyorum. içten içe kızsam da kimseye ters davranamamam bazı kişiler tarafından ikiyüzlülük gibi algılandı. sonra bunları kafama taktım ve sonu olmayan bir sokağa girdim ve tek yaptığım kendime zarar vermek oldu çünkü hiçbir zaman onların haberi olmadı.
artık hiçbir şeyi kafamıza takmıyorum. her şeyi unutma çabam bana bazen geçici hafıza kaybı etkisi yapmıyor değil.
dün akşam olanlar karşısında tek bir isteğim oldu: güzel şiir yazabilmek. kısa cümleler kurarak etkileyici bir bütün yaratmak. metaforlar kullanmak. iki satırda kendimi ifade etmek. kendimi dışarı vurmak. hiçbir şeyi içime atmamak. biriktirmemek. kimseye söylenmemiş çok fazla düşünce var kafamda.
o zaman her şeyi biriktirenlere: şerefe!
27 Aralık 2009 Pazar
17 Ekim 2009 Cumartesi
Europapark
Europapark. Avrupa'nın en büyük eğlence parklarından. Almanya'nın Rust şehrinde, İsviçre ve Fransa'ya yakın olması sebeiyle de 3 ülkeden de ziyaretçi alıyor. Tek biletle tüm gün geçirebilirsiniz içeride. Ülke sekmeleriyle bezeli. Her ülkenin 'oyuncağı' var. Çok popüler olanlar için beklediğiniz sıra bir buçuk saati bulabiliyor. Zira ben en son rollercoaster olan 'Bluefire' için bir buçuk saat bekledim. Her ne kadar trenden inmemle binmem arasında 1 dakika olsa da 100 km hızla gidip defalarca loop yapmak gibi bir adrenalin yaşamadım. Tüm park güneş enerjisiyle çalışan oyuncaklara sahip. Kimisi çok sönük kalsa da balerin tarzı oyuncaklar bile zevk veriyor. Yıllardır gondola binmeye cesaret edememiş bir insan olarak bluefire, silverstar, poseidon tattıktan sonra gondol çocuk oyuncağı gibi geldi ben öyle diyim.
Tren, salıncak,gondol gibilerinin yanında bir de rafting gibi seçeneklerde sizi bekliyor. Ancak raftingte ıslanmaya ve ıslatılmaya hazır olun. Sizi parayla ıslatmak isteyen velet çok.
Europapark'ta buz pateni gibi sakin ama emek verilmiş bir çok gösteri de izlemek mümkün. Eğer yakınlardaysanız mutlaka gitmenizi tavsiye ederim. Disneyland yanında hiç kalır diyorlar.
onu bilemeyeceğim çünkü Disneyland'a gitmedim.
Birkaç öneri: Yanınıza su, bretzel gibi gıda maddeleri alabilirsiniz. Çok sıcak havalarda gitmeniz önerilmez. Sıra beklerken baygınlık geçirmeniz an meselesi olabilir. Bir de arabanızı parkettiğinizde lokasyonu iyi aklınızda tutun. Büyük ve kalabalık bir otoparka sahip. Kaybederseniz bulmak zamanınızı alır.
20 Ağustos 2009 Perşembe
mad men
mad men.
3. sezonuyla gül yüzünü yine bize göstermiştir. 2.sezonun sonunda olanlar hiç olmamaış gibi başladı sanki biraz ama onun dışında iyi bir başlangıç yaptı sezona.
draper the womanizer.
3. sezonuyla gül yüzünü yine bize göstermiştir. 2.sezonun sonunda olanlar hiç olmamaış gibi başladı sanki biraz ama onun dışında iyi bir başlangıç yaptı sezona.
draper the womanizer.
17 Ağustos 2009 Pazartesi
yurt odası yalnızlığı

yaz okulu bitti..herkes birer birer çekildiler sınıflardan, kantinden, çarşıdan, yurttan, okuldan..
şu an tek başıma oturuyorum yurt odasında. tüm günlük aktivitelerimi yerine getirmiş olmanın verdiği rahatlamayla yazıyorum bunları. arkada yinele ve suffle la açık tek şarkı: feist- inside and out. 'blow out the candle i will burn again tomorrow' insanıyım, sözlerinin hastasıyım.
günlerdir çektiğim uykusuzluk, yastıga başımı koyunca daldıgım 'rüyaysa hiç komik degil' kabusları ile boğuşmam, üstüne de bu!bu şarkı..hiç biri yetmiyormuş gibi mazoşistçe bu şarkıyı dinliyorum.
tek derdim kendimi kardırmacalarımla 'huzurlu' bir gece..iyi geceler gün.
bu sözler:
baby, i can't figure it out
your kisses taste like honey
sweet lies don't gimme no rise
oh, what you're trying to do
livin' on your cheatin'
and the pain grows inside me
it's enough to leave me crying in the rain
love you forever but you're driving me insane
and i'm hanging on
oh, oh, oh, oh
i'll win, i'll never give in
our love has got the power
too many lovers in one lifetime
ain't good for you
you treat me like a vision in the night
someone there to stand behind you
when your world ain't working right
i ain't no vision, i am the girl
who loves you inside and out
backwards and forwards with my heart hanging out
i love no other way
what are we gonna do if we lose that fire
wrap myself up and take me home again
too many heartaches in my lifetime ain't good for me
i figure it's the love that keeps you warm
let this moment be forever
we won't ever feel the storm
i ain't no vision, i am the girl
who loves you inside and out
backwards and forwards with my heart hanging out
i love no other way
what are we gonna do if we lose that fire
don't try to tell me that it's over
i can't hear a word i can't hear a line
no girl could love you more
and that's what i'm cryin' for
you can't change the way i feel inside
you're the reason for my laughter and my sorrow
blow out the candle i will burn again tomorrow
no man on earth can stand between my loving arms
and no matter how you hurt me, i will love you till i die
i ain't no vision, i am the girl
who loves you inside and out
backwards and forwards with my heart hanging out
i love no other way
what are we gonna do if we lose that fire
loves you inside and out
backwards and forwards with my heart hanging out
i love no other way
what are we gonna do if we lose that fire
inside and out
13 Ağustos 2009 Perşembe
masumiyet

bugün masumiyet'i izledim. kaderi önceden izlemiştim. haluk bilginer'e bir kere daha hayran oldum. şu gördüğünüz sahne tam 8 dakika sürüyor. haluk bilginer cigarasını içerken anlatıyor. ve hiç sıkılmadan dinliyorsunuz. izleyin. türk sineması kendine hayran bıraktı. tebrikler sayın demirkubuz.elinize sağlık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
