5 Eylül 2013 Perşembe

bir arkadaşım bir arkadaşının anısını anlatmıştı bir gece.
dediğine göre bir zamanlar bir çocuk varmış. çaresizce istemiş bir şeyi. onun bu depresif halini gören ev sahibesi bir kitap hediye etmiş. kitapta diyormuş ki "bir şeyi çok istersen olur. önce o olmuş gibi yaşa, daha sonra olacağını göreceksin." çocuk da bunu test etmek için olması zor bir şeyi dilemiş, sanki olmuş gibi yaşamış ve gel zaman git zaman aslında onun için çok da önemli olmasa da dileğinin gerçekleştiğini görünce çok şaşırmış. tam yatacakken anlattı bana bu hikayesi arkadaşım. ışığı kapatmak için gittiğim odadan çıkarken "tamam" diyip gözlerimi kırptım onu avuturcasına. ama işte öyle olmadı. uzun zamandır sonsuzdan geri saydığım dileğimi kapattığım ışıkla tekrar diledim.
sonra da gerisi kolay geldi zaten. gördüğün rüyalar, hayaller, istekler, kelimeler, maziler üst üste geldi. kafamda sanki dileğim olmuşçasına bir dünya yarattım sanırım. cidden. bunu bana biri dese "aha deli" derim sanırım. bir insanın hayatını tek bir yere endekslemesi kadar tehlikeli bir şey varsa o da olmayan bir şeyi varmış gibi yaşaması. gideceğim yerden düşüneceğim her düşünceyi tahayyül ettim kendi dünyamda. günlerden bugüne gelirsek..
bugün sabah erken kalktım ilk defa. yarı açılmış gözlerimle salona geldim. çay koymak için tekrar kalktım aydınlık salondan. mutfağa yaklaştığımda kocaman bir hamam böceği gördüm. meğer kıyamet alametiymiş.
hamam böceğinden saatler sonra gerçek olmasa da aldatılmış hissettim. o küçücük kafamda kurduğum o saçma hayal dünyasına bir atom bombası düştü.
siz insanlardan ricam tutamayacağınız sözü vermeyin, etmeyin. insan mı sevmiyorsunuz anlamadım ki? ne yaptık biz insanlar size? gidin bu yüzden, gidin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder